31 Ekim 2007 Çarşamba

House of the Sinking Sun

There is a house in Symra,

They call the Sinking sun.

Well it's been the ruin of many poor boys,

And God I know I'm one.

Oh mother, tell your children,

Not to do what I have done.

You spend your lives in sin and misery

In the house of the Rising Sun.

Well there is a house in Symra

They call the Rising sun.

And it's been the ruin of many poor boys,

And God I know I'm one.

Lots of tears have falled,

Sun took them away

With the lights of the day

'Cause, It was house of

the Rising Sun

Her küçük çocuk hayatındaki pürüzlerden kaçar ve bir yerlere sığınır... Batan güneşin evi de hüzün içinde boğulanların kendini bulacağı yeni sığınak artık...

Hepinizi bekliyorum... yanıma...

Nefretim Kederimden

günah dolu bu vücut
neden doymak bilmez?
aldatmak işkence
neden ölüm gelmez?
elim kana bulanmış
ben ondan kaçtıkça
bu son olsun
yüreğim huzur bulsun
daha fazla
nefret edemem kendimden
yarınları öldürdüm
nefretim kederimden...




Single ımızın ilk parçası sözlerini Buz adlı gruptan aldığımız ancak bestesi tamamen bize ait olan Nefretim Kederimden. Şarkının genel teması aldatma üzerine. Konuya uygun olarak,şarkının bunalımlı havası da insanın ilk dinleyişinden itibaren dikkatini çekiyor. Siz jhonytut severlerin de sevmesi dileğiyle:)

Sala ailesinde ikinci sevinç...

İlk sevincimiz ŞİİR'imiz ardından gelen bu ikinci sevincimizi sizinle de paylaşmak istedik ...

Benim,Murat Sala, ve eşim Sacide Yılmaz'ın bir bebeği (daha) olacak!

Dakikalar önce aldığımız bu güzel habere sayfamızda da yer vermek yeni bebeğimize hoşgeldin demek istedik... Uzun mu uzun bir 40 gün bizleri bekliyor...


Hoş geldin bebeğimiz :)

Karşınızdaa....


beklenen single'ımız dinleyicilerimizin yoğun ısrarına dayanamayarak süresinden daha önce raflardaki yerini aldı.

"Hüzün"ü tema aldığımız bu single'ımızda iki şarkı yer almakta...
Sacide Yılmaz imzalı "Nefretim Kederimden"
ve
Murat Sala imzalı "House of the Sinking Sun"...

Şarkıların hikayelerini ve sözlerini daha sonra yine sayfamızda bulabileceksiniz.

İlginiz için tekrar teşekkürler...

27 Ekim 2007 Cumartesi

Single Kapağımız görücüye çıkıyor...

Evet sevgili dinleyenlerimiz... Yine isim bulmak için ne kadar ığraştıysak bu kapağı hazırlamak için de bir o kadar uğraştık. Resimler araştırdık beğenmedik renklerini değiştirdi derken karşınızda kapağımız. Yorumlarınızı heyecanla bekliyoruz lütfen bizi bilgilendirin. Ayrıca farklı fikirleri olanları da severek dinlemeye hazırız...

Karşınızda The Blue Spirit...


Designed by: Murat Sala

Peki ya Murat Sala?

Evet bir ben kaldım kendini anlatmayan anlatıyorum ben de...

Yarın yani 29.10 Pazartesi gününde 22 yaşıma giriyorum! Yani Ankara'da dünyaya geldim. Mutlu bir çocukluğum oldu her zaman. bundan 22 popoyıl önce Popogod'a şükür öyle ne çok büyük sorunlar, sıkıntılar yaşadım ne de altından kalkamayacağım problemlerle karşılaştım. Daha sonra hayatıma Ortaokul sıralarında tanıştığım sevgili arkadaşım Sıddık ardından Lise yıllarımın en güzel anılarını paylaştığım Sacide girdi. Ve onlarla beraber bu yolculuk devam etti.

Hakkımda yazılan otobiyografide de olduğu gibi :

Babası, ünlü ve nüfuzlu bir iş adamı. Murat, New York Üniversitesi'nde sinema eğitimi almak için New York'a gitmeyi planlamıştı, ama başvurusu hiç kabul edilmedi. Karşı cinse karşı oldukça takıntılıdır. Masabaşı iş fikrinden nefret eder. Eğlence dünyasında devleşeceği günleri hayal etmektedir.

evet, babam gerçekten ünlü ve nüfuzlu bir iş adamı... ama hiç bir zaman benim onun bu durmundan yararlanmama izin vermedi. Hiç bir zaman paranın ya da benzeri rahatlıkların sefasını sürmedim.

Lise yıllarında New York a gidip sinema eğitimi alma isteğim ABD vizesi alıp New York a gitmeme kadar ilerleye bildi ama o okuldan içeri hiç bir zaman giremedim. Neden kabul etmediklerini anlamıyorum ama yakında çekeceğimiz kliplerimizde herkes ne kadar büyük bir yanılgı olduğunu görecek tabii ki. Bu dönemlerde girdiğim depresyonlarımda yine yanımda hep bu iki arkadaşım vardı. Onların sayesinde bu günleri atlatıp bunca yeteneği öğrenebildim. Çalmaktan çok zevk aldığım bas gitarımı tekrar elime verip asıl yapmam işi bir kez daha gösterdiler bana.

Karşı cinse karşı takıntılı makıntılı değilim. Zaten ne biçim bir cümledir bu anlamadım. Ne takıntısı bu onu da anlamadım. Sapık falan değilim . Hayatım boyunca bir iki kız arkadaşım bir tanecik da karım oldu. Ve onu çok seviyorum. Yok takıntı yaaa...

Eğlence dünyasında devleşeceğim günler mi? İşte bu günler çok yakın...Yalnız değilim!

İlgi çekici dış görünüşüm yüzünden her zaman sosyal biri oldum. Bi ara fotomodellik falan da yaptım da bir yerden sonra insan gerçekleri görüyor tabii. Hedeflerine doğru koşuyor.Sonraları düşündüm taşındım ve sanatımın yanına yine de ayrıca bir meslek koymanın doğru olacağını düşündüm ve Hukuk okudum ve şu anda bir avukatım.Hukuk öğrenimim boyunca ise Belgrad'da koruculuk yaptım. Sevgili patronuma burdan saygılarımı gönderiyorum kendisiyle çok uzun popoyıllar çalıştık. Öğrenimimin bitiminden bu yana da yani ortalama bir bucuk popoyıldır Paris'de bir şirkette çalışıyorum.Mesleğimi seviyorum.


Neyse efendim baktık lise yıllarından beri bas çalıyorum. E iyi de çalıyorum . Sesim de bayaa bi güzel (Sacideninkinden daha güzel :P ) Grupta solistlik ve bas gitar çalma işi bana verildi. Bu güne kadar da layıkıyla yerine getirdim getireceğim de...

Konserlerimizde genelde ya seyircilerin üzerine atlıyorum. Ya da müzikal işlerle ilgileniyorum. Enstrümanları akort ediyorum bi solo atıyorum fln. E tabi bi de ışık büyüsü yapıyorum... Grubun sakin adamıyım da denebilir. (atladığıma bakmayın)

Neyse grubumuzu kurduk temeli attık kim olduğumuzu anladık. Sonra yavaş yavaş kafamızı kaldırıp nerede olduğumuzu ve çevremizi gördük. İşte bu kafa kaldırma esnasında sevgili Sacide'mle nasıl da mükemmel bir çift olduğumuzu gördük ve evlendik :) Her ne kadar popomundo dünyası bunu puanlarımıza yansıtamamış da olsa ben kendisine yüzüğü taktım ve eşim olduğunu ilan ettim. Formalitelerde boğulmuyoruz.

Hatta sevgili eşimin ve benim dünyalar güzeli bir kızımız var artık. Şiir Sala. Gidişata göre bana benzeyeceğini düşünyorum. Renkli göz sarışın falan... Ama belli olmaz tabii. Sevgili yavrumuz da pek bir yoruluyor yollarda ama aslında o hayatından mutlu parmaklarıyla oynayıp duruyor :) günde bir kere de birbirimize agucuk yapıyoruz... tatlı kızım benim:) henüz sıddık amcasına alışamadı durmadan karşısındaki kocaman adama şaşkınlıkla bakıp duruyor. Neyse alışır yakında...

Bunların haricinde de artık İstanbulda yaşıyoruz.... Öğrencilerdi yetenekti derken zaten zaman su gibi akıp geçiyor... Tabii gelişmekte olan bir grup olmak hiç kolay değil... Çok yoruluyoruz...

Son günlerde ise turne heyecanıyla beraber bir konser ver ertesi gün sabahtan provaya gir aman yetenek geliştir. Hal falan kalmadı bizde. Tabii bi de sevgili eşimi düşünmek gerek. Kendisi turne ortasında doğum yaptı... Ama olsun iyi toparladı ve hatta ruh hali tavan yaptı. Hatta o anda çok kıskandım keşke ben doğursaydım diye ama mantıksız oldu tabii... neyse anlatacak başka bir şey göremiyorum. İşte kısaca hayatım işte biz....

Yolları tesadüflerle kesişen üç insanın maceralarını takpi edeceksiniz bundan sonra...

Karşınızda Jhonytut !..



















Murat Sala

The Blue Spirit

İlk single'mız The Blue Spirit kaydedilmesinin 1 hafta ardından , kayıt şirketimiz "EnchantiA Records' tarafından 100 000 sipraişle basıma başlandı. Noeli bekleyin.

Sevgili prodüktörümüz,bize zorlu konserleri arasında vakit ayıran Tiffany Lloyd'a, her bilgiye ihtiyaç duyduğumuzda yanımızda olan sevgili patronumuz Pelin Akkum'a ve tabii ki bizi bu taşlı yolda hiç yalnız bırakmayan siz sevenlerimize sonsuz teşekkürler.

Sacide Yılmaz :K

Hoşbulduk,Muratçığım sizlerle yepyeni bir platformda daha şey etmekten dolayı çok mutluyuz efenim:)

Adım Sacide Yılmaz. 21 Ekimden bu yana 22 yaşında olmaktayım. Günler su gibi geçiyor,en kısa zamanda[yani param olunca] botox yaptırmak umuduyla bu cümleyi tamamlıyorum.Neyse işte biyografi yazıyordum ben. Öncelikle bir sitenin ünlü sanatçılarla ilgili hazırladığı küçük biyograficiği kopyalayacağım sizler için.

Geçmiş
Babası, o çok küçükken ölmüş. Sacide, okula gitmek yerine, kariyerini modellikte sürdürmeyi planlamıştı. Hevesli bir sinema izleyicisidir. Irkçılıktan ve adaletsiz toplumlardan nefret eder. İlkokulda beden eğitimi hocasına aşık olmuştur.

Evet,bu genel anlamda doğdu. Ancak babam ölmedi, Yılmaz Anne'nin dırdır ve de vırvırlarına dayanamayarak evi terk etti. Bir daha da dönemedi garibim. Günler , aylar birbirini kovaladı.Develer tellal,biz ortokulda "Inimigos do Ritmo" dinler ve de arkadaşlarla söyler iken kariyer planlarım yavaş yavaş oluşmaya başladı. Öncelikle piyasaya girmenin kolay yollarını aramaya başladım,malum kalite pek şan şöhret getirmiyor. E tabi bir de güzel olunca bunu da kullanıp mankenliğe başlayayım dedim. Ancak yavaş yavaş dünyanın değerlerini sorgulamaya başlayınca,benim ideallerim böyle olmamasına karar verdim. Gençken etkiledi bizi yeni dünya görüşleri... Adalet aradık,bulamadık arkadaşlarla;insan ayrımcılığı falan onaylanacak gibi değil zaten. İşte böyle böyle liseye geldik. Sınıfta beraber okuduğum iki arkadaşımla ,ki kendilerini önceki postlardan tanıyorsunuz, kader bizi birbirimize yakınlaştırdı. Ben hem dünya düzenine hem de bedenciye olan aşkıma isyan modlarındaydım o sıralar. Bizi ne paklar dedik,bir de baktık ki tabak gibi ortada her şey. Grubumuzu kurduk,zaten altyapıları olan enstürümantal yeteneklerimizi de geliştirmeye yöneldik. Ben çocukluk hayalim olan elektro gitarı çalmayı öğrendim,geliştirdim,daha da iyi olacağım. Bir de sesimin güzel olması avantajını da kullanalım dedik ve yavaş yavaş geri vokal de öğrenmeye koyuldum,artık bu işin de ustasıyım. Sahne yetenekleri ile oldukça ilgiliyim. Ölüm duvarları,silah atma,yağmur dansıve yakında ejderha gibi ateş püskürtme... Bunlar benim ekşın tutkumu açıklıyor =D Bu konularda mümkün olduğunca iyi olmaya çalışıyorum.

Geçmişte konular hakkında bilgilerimi geliştirmek ve gençlere hayata bakış açısı kazandırmak için birkaç kez ders verdim. Öğrencilerimle diyalog kurmak hep büyük bir zevk verdi bana. Onlara konuları en ince detayına kadar anlattım,boyunuzun kulağı geçmeyeceğini umarak.

Bazı zamanlar basınla konuşurum grubumuz adına. Mesleğimin de getirileriyle bu konuda oldukça iyiyim. Her yolculuk sonrası bizim arabayı Sıddıktan kurtarabilirsem,sanayiye götürür bi balatalarına, frenlerine baktırırım. Yakında yenileyeceğiz Popogod'ın da izniyle.

11 gün önce dünyaya bir kız çocuğu getirdim. Şiir'im. Şu an hayatımın önceliği onda,turnede olmamız sebebiyle yoruluyoruz biraz ama. O her şeyimiz bizim:)

Sıddık ve Muratla olan arkadaşlığımızdan söz edersek biraz da. Okulda herkes imrenirdi bize. Sıddık'ın şeker çalmadığına inanmazlardı bir türlü,salaklar. Murat da hep tiyatroda denedi şansını,ama olmadı. Sonra uygun olanın müzik olduğunu kavradı:) Muratla ilişkimiz yavaş yavaş farklı yollara saptı. Bu boyuta ilk geçtiğimizde kendimizi çok yalnız hissetmiştik ve o akşam başladı her şey. Bir tutkulu öpücüktür,ayak üstü postadır... hayat bizi buraya getirdi. Onu ve Sıddık'ı çok seviyorum:)

Şimdilik bu kadar...

İlerde rock sıralamasının ön sıralarında ,daha birçok konserde buluşmak dileğiyle.
Nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsanız [Ali Kırcayı öpüyorum burdan]



Sacide Yılmaz

Kim bu Sıddık Duran?



Merhaba sevgili Jhonytut severler ((:

Ne kadar resmi bi giriş olsa da Sıddık böyle birisi değil (:

" Annesi, sosyetik bir medya yıldızı. Sıddık, 16 yaşına gelmeden okulu bıraktı. Arkasına yaslanıp yakın arkadaşlarıyla geyik yapmaktan hoşlanır. Suşi ve tuzlu yemekleri kaldıramaz. İlk gençlik yıllarında bakkaldan şeker çalarken yakalanmıştır. "


Çok çalkantılı bir hayatım olmakla beraber çok güzel günler yaşamış biriyim.. Ortaokulda Murat Sala ile lisede ise Sacide Yılmaz ile tanıştım.. E böyle 3 güzel insan bir araya gelmişken Jhonytut'u kuralım dedik.. 'Neden Jhonytut?' dediğinizi duyar gibiyim.. Ya da garipten sesler duyuyorum her neyse... İlerde bunu da açıklayacağız (:

Üstteki yazıda az çok kim olduğumu anlamışsınızdır.. Onlara ek olarak iftiralara pabuç bırakmayan biriyim.. Mesela ben küçükken şeker falan çalmadım.. Annem parasını vermişti. Bunların dışında suşiyi sevmememin nedeni: Ne işim olur pişmişini yemek varken çiğiyle :S Geyik yapmaktan hoşlanırım, o doğru.. Sosyetik bi medya yıldızı olduğum da tabi ki :K 16 yaşındayken okulu bıraktım doğru.. Ama liseyi dışardan bitirdim.. E insan sosyetik bi medya yıldızı olunca hakkında çıkan haberler de biraz sapıtıyo :K

Çello çalmayı, müzik bestelemeyi severim.. Evde otururken bol bol (kalp şeklinde) çikolata yerim (A) Popogod'a duacıyım bize verdiği yeteneklerden dolayı.. Kitap okumayı sevmem pek.. Genelde Murat ya da Sacide öğretir bana bişiler.. Boş vakitlerimde bizim çirkin karavanla ilgilenirim..

Hobi olarak grafitti yapmak istiyorum tabi becerebilirsem.. Ne kadar suç olsa da, kurallar çiğnenmek için diyor ve bu kısmı geçiyorum :D

Bunların dışında söylemek istediğim bişi yok.. Yarışmacı arkadaşlara da başarılar dilemiyorum.. Umarım tur otobüsleri bozulur da yolda kalırlar hııh


*Saçmalıkların gözardı edilmesi dileğiyle.. (((:

Sıddık Duran


Yeni yazarlarımız :)

Şu ana kadar sayfamızdaki tüm yazıları ben (Murat Sala) yazdım. Ama tabii ki bu böyle gitmeyecekti..:) Ve bugünden itibaren sevgili grup arkadaşlarım Sacide Yılmaz ve Sıddık Duran da bizlerle beraber... Sayfamızdaki yazarlık hayatlarına otobiyografilerini yazarak başlamalarını rica ettim. İkisine de hoşgeldiniz diyorum...

26 Ekim 2007 Cuma

Ustaya Saygı...

Repertuarımıza eklediğim bir şarkıyla ilgili kısaca bilgi verme gereği duydum sizlere...

"It ain't Easy Being Green " adlı şarkıdan bahsediyorum.
Bu şarkı Jonas Holtenerberg tarafından yazılmıştır.
Kendisi popodünya da 1919 gün geçirmiş olup "Developer / Haber Spikeri / Moderatör / İdari Editör / Tercüman" görevlerini yürütmüştür.

Popodünyanın bu usta kişisinin yazdığı ve muhtemelen popomundoda ilk olan bu şarkıyı "Jonas Holtenerberg" anısına repertuarımıza almış bulunmaktayım.

Tüm dinleyenlerimiz ve grup arkadaşlarım önünde kendisini bir kez daha anmak istedim...



Saygılarımla
Murat Sala

Teşekkürler...


Bizi hiçbir konserimizde yalnız bırakmayan çok değerli dinleyicilerimize özel olarak teşekkür etmek istedik...

Dünya turnemizde şu ana ziyaret ettiğimiz şehirlerden;


İstanbul'daki 1146

Belgrad'daki 1000

Dubrovnik'teki 1320

Roma'daki 766

Barselona'daki 512

Madrid'deki 1000

Porto'daki 1090

Paris'deki 1927

Brüksel'deki 1744

Amsterdam'daki 1366

Stakholm'daki 1000

Kopenhag'daki 1094

ve

Berlin'deki 1267


kişiye teşekkürlerimizi sunuyoruz !!..


24 Ekim 2007 Çarşamba

İlk Albüm Yolda

Geçtiğimiz hafta kayıtlarını tamamladığımız "Nefretim Kederimden" ve "House of the Sinking Sun" parçalarımızı içeren iki şarkılı single'ımız Noel'de siz dinleyicilerimizle buluşuyor !

Albüm adı;
yaptığımız yoğun çalışmalar, bol sözlük karıştırmalar ve uykusuz geceler sonucunda

"THE BLUE SPIRIT"

olarak kararlaştırıldı....


NOEL'DE TÜM MÜZİK MARKETLERDE ...

Jhonytut Dünya Turnesinde

Jhonytut dünya turnesinde sevenleriyle buluşuyor...

10.10 Istanbul
11.10 Belgrad
12.10 Dubrovnik
13.10 Roma
15.10 Barselona
16.10 Madrid
17.10 Porto
19.10 Paris
20.10 Brüksel
21.10 Amsterdam
23.10 Stokholm
24.10 Kopenhag
25.10 Berlin
27.10 Vilnius
28.10 Moskova
29.10 Talinn
30.10 Helsinki
01.11 Tromso
03.11 Glasgow
04.11 Londr
06.11 New York
07.11 Montreal
08.11 Toronto
09.11 Nashville
11.11 Los Angeles
12.11 Mexico City
14.11 Sao Paulo
15.11 Rio de Janeiro
17.11 Buenos Aires
20.11 Melbourne
21.11 Singapur
22.11 Ankara
Tüm "Jhonytut" sevenleri konserlerimize bekliyoruz !

Jhonytut



İşte Grup Elemanları...

....::::Grup Lideri ,Elekto gitarist ve Back Vokal::::....




SACİDE YILMAZ




....::::Çellist::::....



SIDDIK DURAN




....::::Solist ve Bas Gitarist::::....



MURAT SALA